Ozon tabakası, yeryüzünden 15-20 km yükseklikte baslayan ve 25-30 km'de maksimum yoğunluğa ulaşan canlıları güneşin zaralı UV-B ışınlarından koruyan bir tabakadır. Ozon tabakasının en önemli fonksiyonu, Stratosfere ulaşan bu zararlı güneş ışınlarını tutarak yeryüzüne ulaşan UV-B ışınları tüm canlıları olumsuz yönde etkilemekte ve ekelojik dengeyi bozmaktadır. Çevre sorunlarının artması ile birlikte, yapılan bilimsel çalışmalar ozon tanakasının tahribatı ve sera etkisi üzerinde birçok kanıt ortaya çıkarmıştır. Çalışmalar, özellikle atmosfere yayıldığında çevresel sorunlar yaratan maddeler üzerinde odaklanmıştır.Ozon tabakasının CFC içeren soğutucu maddeler tarafından tahrip edildiğine dair ilk teori 1974 yılında Amerikelı bilim adamları Dr. Mario Molina ve Dr. Sherwood tarafından ortaya atılmıştır. Daha sonraki bilimsel çalışmalar CFC'lerin yanısıra halonların, karbon tetraklorünün ve metilkloroformun ozon tahribatına neden olduğu gösterilmiştir. Bu teoriden yaklaşık 10 yıl sonra 1985 yılında Güğney Kutbu üzerinde ilk ozon tahribatı belirlenmiş ve daha sonra aynı tahribatın Kuzey Kutbunda da olduğu gözlenmiştri. Şu am ozon kaybının yaoğunlaştığı bölgeler Yeni Zellenda, Avustralya, Güney Arjantin, Güney fiili, Kuzey Amerika, Avrupa, Rusya ve Antartika'dır.
CFC içeren maddelerle ilgili uluslararası anltlaşmalar ve yaptırımlar
Ozon tahribatının önlenmesine yönelik ilk uluslararası anlaşma 1987 Eylül ayında ABD, Japonya, Sovyetler Birliği ve Avrupa Topluluğu ülkelerinin bulunduğu 43 ülkenin katılımı ile Montreal Protekolü imzalanmıştıur. Montreal Protokolü'ne taraf olan ülkeler ozon tahribatına neden olan maddelerin kullanım miktarlarını 1986 yılı verilerine dayanarak kullanılan toplam miktarın 1995'te %50, 1997'de %85 azaltılmasını ve 2000 yılında tamamen kaldırılmasını kabul etmiştir. Montreal Protokolüne imza atan ülke sayısı 1192 de 80 e , 1994 te 134 e, 1995 te 150 ye ulaşmıştır. Haziran 1990 da protokole imza atan ülkeler Londra da yeniden toplanmıştır. Bu toplantıda kloroflorokarbonların ve halonların kullanımı ve üretimlerinin 2000 yılından önce durdurulmasına ve karbontetraklorür ve metilkloroformun kontrol kapsamına alınmasına karar verilmiştir.
Türkiye'de durum
Montreal Protokolüne 20 Eylül 91 tarinde imza atan Türkiye, ozon tüketen madde tüketiminde yıllık kişi başına 0.3 kg ile gelişmekte olan ülkeler grubunda (article 5 Country) yer almaktadır. Türkiyede, Montreal Protokolünde öngörülen sürelere göre 2010 yılında CFC tüketimini sıfırlayacaktır. Gelişmiş ülkelere göre bu tarih 10 yıllık ek bir süre anlamına gelmektedir.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız